2 Kasım 2013 Cumartesi

Aquatopia Antwerp

TR

Akvaryum Rezaleti


  Avrupa her zaman ülkemizde medeniyet, gelişmişlik gibi sıfatlar kazansa da, hayvanların eğlence
amaçlı kullanılması burada da tüm dünyada olduğu gibi aynı.

  250 farklı türün bulunduğu ve bu gün ziyaret ettiğim Aquatopia akvaryumu gerek metrekaresi gerekse orada bulunan canlıların bulunduğu koşullarla insanların diğer canlılara ne kadar saygı gösterdiğini ortaya koyuyordu. Ufak bölmelerde bulunan adeta sıkışık bir ortamda yaşayan(!) canlılar, üstünde yağ katmanı gibi kirli bir katman bulunan sularda yaşayan piranhalar ve daha nice umursamazlık vardı canlı'ya karşı.


Balıkların bulunduğu bölümlerden bir tanesinde suyun kirliliği balıklardan daha çok dikkatimi çekti.


Tarantula'lar bu ufak bölümlerde yaşamak zorunda.


Çocuk oyun alanına yakın yerdeki akvaryumlar.


  Para kazanmak dışında hiç bir amacı , diğer canlıların hayatlarının, yaşadıkları sürece, hiç bir önemi olmayan akvaryumda(!), doğal ortamları sağlanmış gibi farklı konseptlerde odalar bulunmakta. Kaplumbağa, iguana ve yılanların bulunduğu bölümde ise doğal ortamından çok uzakta olduğu yaşam alanında bulunan hortumlardan gayet belli oluyor.

Doğal ortamından uzakta, hortumların arasında bir yılan.


  Çok değerli olarak gördüğümüz ancak ironik bir şekilde hayvanları hapsederek gelecek nesillere aktarmaya çalıştığımız hayvan sevgisi ise, bu endüstriye çanak tutmakta. Doğal ortamından uzakta avlanma içgüdülerini yitirmiş, yapay yaşam alanlarında ki yetersiz ortamda sürekli kendilerine zarar verme ihtimali olan bu canlılar, anlam veremedikleri şekilde hayatları boyunca hapsedilmiş bir şekilde yaşamak zorunda. Peki hayvan sevgisi bu mu olmalı?


Hayvan sevgisi (!) aşılanan bir çocuk..



EN

Aquarium Outrage

  In Turkey, Europe is usually known as civilized, developed. But using animals in Europe as an entertainment is same as the rest of the world.

  Aquatopia Aquarium that i've visited today, shows mankind's respect to the animals. Aquatopia which has 250 species in it isn't close enough to cover needs of those animals, squaremeter of the so called "Aquarium", conditions of the spaces where animals kept can clearly shows that respect. Small spaces where they jammed, the layer on the water (which clearly shows that dirty and dangerous for them) where piranhas live and dozens of recklessness were there for alive beings.


The dirty layer on the water took my attention more then the animals in it.

Those Tarantulas have to spent their life in those small cases.

Aquariums(!) which are close to playground.

  There are different parts in different concepts (supposed to be like their environment) in this aquarium, where the purpose is making money, where animal's life means nothing during their life span. But their environment doesn't includes plastic tubes like in one of the part where they kept turtles, snakes and iguanas. Which shows they're obviously far from their habitat.

A snake, which is between tubes, far from it's home.


  Loving Animals, ironically the expression that we care a lot, that something we want our kids to obtain, is actually what keeps this industry alive. Those animals has to live in captivity, without their nature, losing their hunter instincts, in those insufficient spaces where they've possibility to hurt each and themselves. Is this how we love animals ?

A kid who's been thought to Love Animals(!)..
















Captivity (Esaret)

TR


  Dünya, milyonlarca canlının evi, muazzam bir denge, farklı türler, rengarenk canlılar milyonlarca yıllık bir evrimin sonucu oluşan bir yapı. Malesef bu yapının en üstün(!) olanı ise insan. 



  Fakat İnsanoğlu, bu yapıyı kendi çıkarları için hiç düşünmeden bozmakta ormanlar talan edilmekte, hayvanlar esir, yemek, giysi, eğlence... "Captivity" yani Esaret insanlığın hayvanlara karşı en ırkçı yaklaşımıdır. Yunuslar gösterilerde, aslanlar, filler sirklerde, hayvan türleri devasa akvaryumlarda, hayvanat bahçelerinde insanları eğlendirmek için kullanılmakta. Bu kadar bencilce kurduğumuz düzen tamamen dünyanın "biz"e ait olduğuna dair düşüncemizden kaynaklanıyor. Tabi burada herkes için "biz" kimiz? sorusunun cevabı da göreceli olabiliyor.


  Düşünsenize yolda yürürken aniden bir kaç kişi sizi bayıltıyor ve nedenini bile bilmediğiniz bir şekilde hayatınız boyunca hapsediliyorsunuz, ufak bir odada sadece yaşamsal ihtiyaçlarınızın karşılandığı ailenizle, yaşadığınız yerle bağlantınız kopuyor ve daha ulaşma imkanınız da yok çünkü sizi kaçıran kişiler sizin dilinizden anlamıyor bile.

                    


   Bence biz demek sadece insanlık değil Dünya'mızı paylaştığımız bütün canlılardır.




  EN


  The Earth, house of dozens of alive being, incredible balance, different species, colourful living world that structured after million years of evolution. Unfortunately at the top(!) of this structure, we've mankind.


  But Man, destructing this structure for their own good without thinking, forests are pillaged, animals are captive, food, cloth, amusement... "Captivity" is one of the most racist attitude of human against animals. Dolphins are in shows, lions, elephants are in circus, different species are in aquariums, in zoos just to entertain people. That selfish order is built because of the thought that the world is just "ours". Of course the meaning of "who we're" can change it's meaning by each human.



  Think about that, you're walking on the road, suddenly with no reason you're getting fainted by someone, without reason they're putting you into jail, in a small room that your needs fulfilled in a way. You're losing everything like your family, the place you live and there is no way for you to go back because the people kidnapped you don't know your language.


                   


 I think, the meaning of us isn't just the mankind, all species that we shared the Earth